27 Mart 2019

İstanbul'a Dokunan STK'lar 1

33’lük plakların arasından rastgele aldığım bir tanesini pikaba yerleştirdim. Aynı odada birkaç metre geride duran dededen kalma ahşap oyma koltuğa oturdum ve dönmeye başlayan plağa değen iğneden çıkacak sesi merakla beklemeye koyuldum. Çalmaya başlayan şarkı Münir Nurettin Selçuk’un sesinden Aziz İstanbul’du.

 

Yahya Kemal İstanbul’un bir semtini sevmeyi ömre bedel saymış. Öyle güzel iltifatlar etmiş ki İstanbul’a, hayranlığını dile getirmenin yanında onu diğer şehirlerin önüne de yerleştirmiş. “Nice revnaklı şehirler görülür dünyada, lakin efsunlu güzellikleri yaratan sensin sözleri” ile Yahya Kemal, dünya üzerinde renkli, popüler, göz alıcı birçok şehrin bulunduğunu ancak büyüleyici güzellikleri yaratan, diğer şehirlere ilham veren, her güzelliğin kaynağı olan şehir olarak İstanbul’u işaret etmiş. Orhan Veli Kanık, Necip Fazıl Kısakürek, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Özdemir Asaf… Ve niceleri bu büyülü şehri yaşamış ve onu en güzel kelimeler ile ölümsüzleştirmiş.

 

İstanbul için geçmişte söylenmiş güzel sözleri zihnimin bir kenarında bırakırken, şehrin bugünkü yaşamına dikkat çekmek istiyorum. İstanbul birçok güzelliğinin yanında bugünlerde birçok sorunla da yüzleşiyor. Yazıda bu sorunlardan 3 tanesine: “azalan yeşil alan, mülteci ve evsizler, görmezden gelinen çocuklar” ve bu sorunlara çözüm üretmek için faaliyet üreten STK’lar ve ilgili faaliyetlerine yer vereceğim.

 

Sivil toplum kuruluşları (S.T.K), gönüllülüğü esas alarak topluma fayda üretme eksenli faaliyetler ortaya koyan yasal topluluklardır. “Genel olarak STK’lar, “belirli mekân ve zamanda, bilgiye dayanarak teşhis edilen bir ihtiyacı karşılamayı amaç edinen, insan birlikteliğine dayanan, toplum yararına çalışan, kar amacı gütmeden hizmet veren, demokrasinin gelişmesine katkıda bulunan, devletten ayrı hareket edebilen, siyasal yönetimi kamuoyu oluşturmak suretiyle etkileyebilen, belirli sorunlar, çıkarlar, talepler etrafında örgütlenmiş yapılar” olarak tanımlanabilir” (Ateş, 2014:246).

 

1.    Azalan Yeşil Alan 


İstanbul'un ülke dışarısından, diğer şehirlerimizden aldığı göç, kendi içerisinde hâlihazırda zaten büyüyen nüfusa eklenince belirli bir barınma ihtiyacını oluştururken yatırım yapma maksadıyla insanların İstanbul’da gayrimenkul alması yapılaşmayı ihtiyacında ötesine taşımaktadır. Hal böyle olunca talebi karşılamak için her geçen gün şehirde daha çok konut yapılmaktadır. TÜİK’e göre 2017 yılında İstanbul içerisinde toplamda 238 383 adet konut satışı gerçekleşmiş. Bu konutların 114.732 tanesi ilk kez satılmıştır. 2018 yılında ise ilk üççeyrekte 164.300 konut satılırken bunların 76.552’nin ise ilk kez satılmış (TÜİK, 2018).

 

Yapılaşmanın bizi karşı karşıya bıraktığı en önemli sorunlardan bir tanesi İstanbul’daki yeşil alanlarının azalması ve yetersiz kalmasıdır. Hollanda merkezli seyahat tavsiye sitesi TravelBird’un, OECD ülkeleri içerisinde büyük ülkelerin önemli şehirlerini dâhil ederek yaptığı bir araştırma sonucunda yeşil şehirler indeksi oluşturmuş. Şehirdeki orman, park, bahçe, yeşil alan, golf sahası, tarla, meyve bahçesi gibi alanların şehir nüfusuna bölünmesi ile kişi başına düşen yeşil alan hesaplanmıştır. Bu araştırmaya göre İstanbul, kişi başına düşen 5 m2 civarında yeşil alan ile 50 şehir arasından kendisine 49. sırada yer bulmuştur. İzlanda’nın Reykjavik şehri 410 m2 ile kişi başı en çok yeşil alan düşen şehir olurken bu oran, Budapeşte’de 85, Zürih’te 79, Amsterdam’da 76, Londra’da 31, New York’ta 16, Atina’da 6 m2’dir.


İstanbul’un ve İstanbulluların gündelik hayatta doğadan ve doğaldan kopuşuna çözüm üretme eksenli çalışan iki örnek kurum ve uygulamadan bahsetmek istiyorum, Buğday Derneği ve Kokopelli Şehirde.


Buğday Derneği


Buğday Derneği, 2002 yılında Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ismi ile kurumsal yaşama başlamıştır. Ekolojik sistem içerisinde tüm canlıların birbiri ile uyum içerisinde yaşadığı ve ekolojik dengeye saygılı bir toplum hayali ile yola çıkan Buğday derneğinin amacı, toplumda ekolojik yaşam bilinci oluşturmak, ekolojinin bozulması ve yıpratılması sonucu ortaya çıkan sorunlara çözüm üretmek ve doğa ile uyumlu bir yaşamı desteklemektir. Faaliyetlerini bu görüş çerçevesinde oluşturan Buğday Derneği, hayata geçirdiği “Doğa Dostu Kent Bahçeleri” projesi ile İstanbul’a ve İstanbullulara nefes aldırıyor.

 

Doğa Dostu Kent Bahçeleri


“Doğa Dostu Kent Bahçeleri, Buğday Derneğinin ekolojik temelli Eğitim /Bahçecilik / Topluluk Oluşturma projesidir.” Proje ilk etapta devlet üniversitelerinin belirli büyüklükte alana sahip yerleşkelerinde bahçe kurma ve kompost oluşturma fikrine dayanıyor.  Bu bahçelerin, öncelikle üniversiteli gençlerin ekolojik yaşamı tanıması ve toplumda ekolojik yaşam kültürü oluşturması hedefleniyor. Proje ilk etapta 5 farklı üniversitede uygulanıyor. İstanbul Teknik Üniversitesi Taşkışla Kampüsü de projenin uygulandığı yerlerden bir tanesi.

 

Proje kapsamında bostanlar sürülüyor; domatesten salatalığa, fasulyeden patatese kadar birçok sebze ekiliyor, düzenli olarak sulama ve kompost uygulaması yapılıyor. Proje öğrencileri toprak, su, tohum, bitki ile buluşturmanın yanında onlara sosyalleşme imkânı da sunuyor. Sezon boyunca bostan ekipleri bostanlarda bir araya gelerek film gösterimi, söyleşi, tohumlara masal anlatımı, fide dikim şenliği, korkuluk atölyesi, ekolojik bilinçlendirme toplantıları gibi etkinlikler yapıyor. Halihazırda İstanbul’da sadece İTÜ Taşkışla Kampüsü’nde hayata geçirilen proje şu an üniversite öğrencilerin hayatını yeşillendirirken, ileride doğa dostu kent bahçelerinin lise, ilkokul ve yerel kamu kurumları ile işbirliği yaparak şehir içerisinde diğer noktalarda da uygulanması planlanıyor.

 

Şehrin gündelik koşturmaca ve stresinden sıyrılma imkânı da tanıyan proje ayrıca bostan gönüllülerine, tüketimin hâkim olduğu çağımızda üreterek mutlu olma şansını ve felsefesini de veriyor. Son birkaç senedir İstanbul’da Nisan-Mayıs Aylarında bin bir çeşit bitki ve çiçek fidesinin satışa sunulduğunu ve Üsküdar Belediye’sinin hayata geçirdiği iki adet kent bostanı projesine gelen ilgiyi görünce İstanbulluların bu projeye ne kadar ihtiyaç duyduğunu gösterdiğine inanıyorum.


Kokopelli Şehirde


İstanbul’da yeşilin tonlarını arttırmaya gayret gösteren bir diğer kurum olan Kokopelli Şehirde, hukuki statü bakımında tam bir STK olmasa da topluma fayda üretmeyi amaçlayan faaliyetleri ile sosyal girişimdir. “Sosyal girişimcilik; hemen hemen her sektörde, sosyal değer veya değişim yaratmak ve/veya sosyal ihtiyaçları karşılamak için fırsatların peşinden gidildiği, bu fırsatları kullanmak için belli ölçüde risk alındığı, kaynakların yaratıcı bir şekilde kullanıldığı, sürdürülebilir, yenilikçi ve sosyal bir süreçtir” (Aktaran: Çetindamar, Tutal, Titiz ve Taluk, 2010). Kokopelli Şehirde’nin amacı, İstanbul’da çocuk ve yetişkinlere yönelik sürdürülebilir yaşam ve ekoloji konularında bir öğrenme ve deneyimleme alanları oluşturmaktır

 

Kokopelli Şehirde,  şehirlinin kendi gıdasını yetiştirmesi için büyük alanlara ve bahçelere ihtiyaç duymadığı iddiasından hareketle düzenlediği eğitim ve seminerler ile şehirliye küçük alanlarda bitki yetiştirmeyi, evsel atıklardan kompost (gübre) oluşturmayı, yağmur suyu hasadı yapmayı vb. yöntemleri öğretiyor.

 

Saksıda Bostan


Saksıda bostan projesinin amacı şehirde küçük yerlerde bitki yetiştirilebileceğine dair inanç oluşturmak, şehirliyi bu konuda teşvik etmek ve yetiştirme yöntemleri konusunda bilgilendirmektir. Proje ile şehirli teras, balkon, pencere önü gibi küçük alanlarda saksıda bitki yetiştiriciliği konusunda özendirilirken nasıl bitki yetiştireceği konusunda da şehirliyi uygulamalı eğitimler ile bilgilendiriyor. Bugüne kadar, 100-120 kişiyle düzenlenen eğitimlerin sonunda katılımcılar Kokopelli Şehirde’nin adresinde yer alan bahçede öğrendiklerini uygulayabiliyor.

 


Proje kapsamında verilen eğitim üç aşamadan oluşuyor:


            * Gözlem ve konumlandırma, toprağı tanıma ve zenginleştirme (kompost), küçük alanlarda yetiştiricilik (saksı, yükseltilmiş yatak, dikey tasarım), neyin, ne zaman, nereye ekilmesi,


            * Tohum seçimi, tohumu çimlendirme, tohum alma / saklama, fideleme ve şaşırtma, bitki bakımı (sulama, malç, kardeş bitkiler, bitki zararlılarıyla doğal mücadele), bitkiden bitki üretme,


            * Geri dönüşüm malzemeleri kullanarak saksı yapımı ve tohum ekimi.



Camların önünden başlayarak ev, sokak, mahalle ve daha geniş açıdan İstanbul’u, çiçek ve bitki ekilmiş saksılarla donatarak bir nebze daha yeşil yapmak elimizde. Yakın bir arkadaşım 2 sene önce Fatih’te bir evin penceresinde yetişmiş domatesi gördüğünde kendisi ilham almış ve Zeytinburnu’ndaki 50 m2’lik terasını saksılarla donatmaya başlamış. Mayıs Ayında kendisini ziyarete gittiğimde terastaki saksılarında domates, biber, sardunya, patlıcan, mısır vb. çeşit çeşit bitkiler vardı. Belki bu arkadaşım dışarı bakınca binaları görüyordu ama en azından pencerenin bu tarafından kendi yaşam alanını kurmuştu.